17 Mart 2013 Pazar

İSİS'ten Bir Mesaj

 
Bu bizim için bağlantı kurma zamanı. Bu bağlantı sırasında kelimelerin yanı sıra bir titreşim de aktarıyor olacağım. Yalnızca sizin için. Bunu kabul etmeye kendinizi hazırlamanın en iyi yolu oturduğunuz yere rahatça yerleşerek Bilinçli Nefesinizi almaya başlamak.

Sadece içinize, karnınıza doğru inin, göbeğinize, daha da derine. Göbeğinizin içine gömülmek için kendinize izin verecek misiniz? Evet, kendi içinize gömülmek, karnınızdaki o kasede oturmak en saf yöntemdir. Bu tatlı yer herkeste bulunur; karnınızın içinde oturabilirsiniz.


(Kutsal) kase aslında bu yerdir. İnsanların sonsuzluk kadar uzun bir zamandan beri aradığı o harikulade kase... Tıpkı kalça kemikleriniz gibi, bu kase de sizin kutsal alanınızı muhafaza eder, çünkü burası sizin kutsal yuvanızdır. Sizin Ruhunuzun, aslında siz olan bu Kutsallığın evidir.

Kendi içinize gömülür ve bilincinizin erimesine izin verirken yuvanıza gelin. Kendinizin bu harikulade enerjisinin beşiğinde/kasesinde olmak için yuvanıza gelin. Evet, eğer bu kutsal yerin derinliklerine inerseniz, bu enerji sizi şefkatle okşayacak ve kucaklayacak. Ruhunuz sınırlı zihnin anlayabileceğinin çok ötesinde bir ihtişama sahip olan bir mucizedir.

Daha önce, size istismar edilmiş bir çocuğun hikayesini anlatıyordum. Fiziksel olarak istismar edildiğinizde ruhun bedeni terk etmek için size yardımcı olacağını bilmeniz önemlidir. Üçüncü bir gözünüz olmasının sebeplerinden birinin bu olduğunu bilmiyor muydunuz? Bu kocaman bir gizli kaçış kapısıdır. Kaç, uzaklaş, git buradan. Bedeninin içinde kalma. Ona vuruyorlar ve bu çok acı verici, çok yaralayıcı. Fiziksel deneyimden çık. Bedeninin ötesinde kalmak için, hissetmemek için psişik yeteneğini kullan.

Ruh sevgiyle der ki: “Gel, sana yardım edeceğim. Birlikte buradan gidebiliriz.” Artık bundan sonra da fiziksel beden kısmi olarak boşalmıştır. Tam olarak bağlantıyı koparamazsınız çünkü o zaman ölürsünüz. Birşey hissetmemek için sadece omuz hizasına ya da onun biraz üzerine kadar yükselmek yeterlidir. Uyuşursunuz; uykuya geçersiniz. Küçük bir çocuk için uyku çoğu zaman güvenlidir; ölüm gibidir. Mesela fiziksel travma yaşayan bu küçük çocuk için... Ya da enerjetik anlamda çok gürültücü ebeveynelere sahip olan bir çocuk, onların çıkardıkları çok yüksek ve şiddetli seslerle fiziksel bedeni bombardımana uğradığından uykuya dalar ve bedenini terk eder.

Bu becerinin amacı hayatta kalmayı sağlamaktır. Hayatta kalmak, yani fiziksel benliği topa tutan bütün bu şeylerden kaçmak Ruhun insana yardım etme biçimlerinin en temelidir. Ruh gelişmek için insanın zamana ihtiyacı olduğunu bilir. Fiziksel olan der ki: “Vay! Bütün bu hisler, bu acı.. Çok fazla. Gitmem gerek.” Ruh da, “Sana nasıl yapacağını göstereyim” der. Böylece ruh uzaklaşmamıza, gidip saklanmamıza izin veren bu alanın etrafını çepeçevre kuşatır, evet. Bu son derece zekice bir anlayışla yaratılmış bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Olgunlaşana kadar fiziksel biçimde, fiziksel bedende hayatta kalabilmemizi sağlamak için ruhun kullandığı bir araçtır. Gelişip, nasıl tam zamanlı olarak bedende kalacağımızı öğrendiğimizde ise, sınırlı, korku dolu bir insan deneyimine değil, tanrısal insan deneyimine başlarız.

Bu Dünya düalite dünyasıdır. Sunulmuş olan dolu doluluğu deneyimlemek için, insanlar her iki oyunu da – karanlık ve aydınlık – oynarlar. Sınırlı olmanın nasıl bir şey olduğunu ya da gücünü eline almanın hissiyatını son noktasına dek bilmek ve gerçekten hatırlamak için: Uyku halinden çıktığımızda özgün bir yaratıcı olmanın nasıl birşey olduğunu hatırlarız!

Dolu dolu yaşayarak, insanlar oyunun her iki yarısını da oynarlar. Sonra dönüp geriye, geldiğiniz yola bakarsınız ve başka bir insanın da oyunu oynadığını görürsünüz. İşte o zaman şefkat duyabilirsiniz. Deneyime sahip olmak şefkatli farkındalığa izin verir.

Her insanın içindeki o çocuk parçalar için oyunlar şahane öğrenme araçlarıdır. Ve kendinize, insan olma haline ve diğerlerine şefkat duymaya başladıkça dönüşüm başlar.

Sadece cesur ve yürekli olanların insan olmaya gönüllü olduklarını biliyor muydunuz? Siz muhteşemsiniz! Evet. İşte bu yüzden size kendinizi, kendi ihtişamınızı onurlandırmanız için ısrar ediyoruz. Çünkü siz bu fiziksel biçimde olmaya, dokunmaya, tatmaya, koklamaya, duymaya, olduğunuz bu kişi olarak bu kadar canlı olmaya, herşeyi unutmuş gibi yapmaya cesaret ettiniz. Mış gibi yapmak çok cesur bir iş ama oyunun da bir parçası.

Evet! Harikulade bir şekilde numara yapıyorsunuz! İster anahtarınız kapıyı açmıyormuş gibi yapın ya da isterseniz anlamıyormuş gibi, bunların hepsi sizi sizden saklıyor. Siz gelişip evrilirken, gerçekte kim ve neyseniz o olurken, her ne şekilde olursa olsun “mış gibi yapmak” sizi oyunda tutuyor.

Küçük çocuk annesinin kıyafetlerini sıklıkla “Bana bakın; Sanki yetişkinmişim gibi yapıyorum” demek için giyer. Ve siz de gülümser, kahkaha atar ve oyunu tasdik edersiniz. Ardından “Çok iyi bir iş çıkarıyorsun” dersiniz. Fiziksel acıya sebep olan diğer oyunlar için de aynı şey geçerlidir. Ama devam edersiniz, taa ki farkına varıp; “Kendime daha fazla acı vermek zorunda değilim. Kendimi sevebilirim. Beni sevebilirim. Kendi özümden gelen bu muhteşem hakikati duyabilecek kadar kendimi sevmeye istekli miyim?” diyene kadar.

Evet, bu, herşeyinizle kendiniz olmaya istekli olmak, harika bir keşiftir.

Bazılarınız Çoban olmakla ilgili hikayeyi anlattığımızı duydunuz. Çoban, cesurca ve dimdik durur ki o sakin ve sağlam bir şekilde “Gelin, gelin, Yol Gösterici benim” dediğinde koyunlar, benliğin veçheleri, onu görebilsin. İşte Çoban budur. Çoban, bütün koyunlar, benliğin veçheleri, için çıkış kapısı ya da yolun göstericisidir. Kendiniz için bu otorite, bu lider olmaya gönüllü müsünüz? Koyunlara yuvaya dönmeleri için ilham vermeye istekli misiniz? Her bir küçük veçheniz yuvaya dönebilir. Yuvaya gelirler çünkü koşulsuz şefkate ve sevgiye sahipsinizdir.

Bunlar öylesine söyleyebileceğiniz sözler değildir. Söylediklerinizi göstermelisiniz. Çoban ve koyunlar her gün birlikte yaşarlar; bu yüzden tutarlı olmalı ve onları göstermelisiniz. Önemli olan ne söylediğiniz değil, bunu yaşantınızda nasıl gösterdiğinizdir. Her gün, kendi kutsal özünüzde yuvada kalarak, kendiniz için gerçek Çoban olun. Bu tam olarak yaşamanın yeni gücüdür. İster pek çoklarına yol gösterdiğiniz Musa oyununu, isterseniz de Yeni Hayat denilen, benliğin veçhelerine, kendi kutsal sürünüze, Çoban olma oyununu oynayın..

Bu her insana sunulan bir yolculuktur. Olduğunuza inandığınız sınırlılık halinde kalabilirsiniz ya da uyanmış Tanrısal insan olarak gerçek siz olma iznini kendinize vermeye cesaret edebilirsiniz. Benim, İsis, zamanımda amacımız kendi Ruh/İnsanımızın bedenlenmesi olmaktı. Şu anda size sunulan da budur. Ruhla onun insan yaratımı arasında aşk ilişkisinin akmasına ve büyümesine izin verin.

“Gelin, gelin, Tanrısal İnsan olan benimle her zaman güvende olabilirsiniz” sürekli söylediğiniz bir şarkı haline gelsin. Güvenliğin ve sevginin hiç sönmeyen ışığı olun. Her zerre, her koyun veçhe, her hatıra, her inanç, her oyunla aşk yaşayın ve yuvaya dönsünler.

Sizin bu alanınıza, otoritenize, güçlü liderliğinize baktıklarında güvenmek için esinleniyorlar mı yoksa sadece umut edip mış gibi yaparak bir kenarda oturuyorlar mı? “Belki bu defa sana güvenebiliriz, belki bu kez kaçmazsın.”

Bilin! Bu artık kaçmayı bıraktığınızı ilanıdır. Olduğunuz herşey olmaya gönüllüsünüz. Evet, seçiyorum demeye son vermeye ve yeni seçim olmaya gönüllü... Şimdi bunu gösterme zamanı. Veçhelerinize ilham vermek için olduğunuz herşey olmaya gönüllü müsünüz? Kendi tarihinizdeki oyun oynayan bütün parçalarınız, hikayeleriniz ve maceralarınız için özgün olmaya?

Onu izleyenlerin yüzlerine baktığında Musa’nın yaptığı da bu değil miydi? Bilinçli bir şekilde “Gelin, çünkü sizler de benim bir parçamsınız. Gelin, size yeni bir yol göstereceğim. Size gerçekten yaşamanın yeni bir yolunu göstereceğim” dedi. Pek çoklarına “Benimle gelmeye gönüllü müsün?” diye sordu. “Bir zamanlar yaşadığımız, hikayelerle, kurallarla ve baskıyla dolu bu yeri terk edeceğiz ve birlikte dolaşacağız. Ama size yol göstereceğime, gerçekte kim ve ne olduğunuzu – sonsuz yaratıcılık titreşimi olan bir insan - görüp hatırlayabileceğiniz yeni bir yolda size rehberlik edeceğime söz veriyorum.”

Biz buna Işıltılı Yol diyoruz. Eğer bu yeni sizin bu yaşamda bu bedende yaşayan Hakiki siz olmasına izin verirseniz, Işıltılı Yol önünüze serilecektir. Ruh gözleriyle görmeye istekli olan herkes için; korkuyla bakmaya alıştırılmış sınırlı, şaşkın insan gözleriyle değil... O gözlükleri çıkarıp ruhunuzun gözlerinden görmeye başladığınızda Işıltılı Yol’un önünüzde uzanmakta olduğunu göreceksiniz. Ve siz onlara yeni, dinamik bir insan olarak yaşamak için rehberlik edeceksiniz.

Musa bu dünyevi gösteriyi pek çoklarına ilham vermek için yaptı. Uyanın! Önünüzdeki yolu görmek için uyanın. Buna istekli misiniz? Takip eden koyun olmayı bırakıp, yol gösteren Çoban olmayı istiyor musunuz? Buna gönüllü müsünüz?

İsis’in öğretisi budur. İsis saf yaratıcılığın bedenlenmesi olmak istiyor.  Her an yaratmak, yeni bir şey yaratmak. Her an, isteyerek. Ve sizi çağırıyor: bunu yapacak mısınız? İsis nihai cevap değildir. Eğer bu sonsuz yaratıcılığın çeşmesi olmaya razıysanız, İsis sadece ilham vermek için gelir. Peki öyle misiniz? Bu ruh titreşimini soluyun, olduğunuz tüm bu parlak ışığı, sonu olmayan, şefkat dolu yaratıcılığı. Buna izin verecek misiniz? Evet, İsis sizinle paylaştığı bu hediyeyi fiziksel biçimde bedenlemenizi ve şimdi burada olmanızı istiyor.

Bu İsis toplantısının lideri olarak, biz, şefkatli bir sevecenlikle, sizi kendi Ruh akışınızın parlaklığı olmaya davet ediyoruz. Gece ve gündüz gibi, tıpkı bu düalite boyutunda pek çok şeyde olduğu gibi, her zaman bir başlangıç, bir gelişme ve bir son vardır. Tıpkı bahçenizdeki çiekler gibi. Önce tomurcuklanır, sonra çiçek açar ve en sonunda da dünyaya tekrar geri dönmek için uykuya geçer. Bu, orijinal İsis Okulu için de geçerliydi. “Cesaret edin, bu yaşayan bedenlenme olmaya cesaret edin” diyen İsis öğretileri için.. Cesaret edin, takip etmeye değil, taklit etmeye değil ama olmaya cesaret edin. Zihnin tanımladığından çok daha farklı olan bu saf yaratıcılığın kanalı olun.

Olduğunuz Ruh’un bedenlenmesi olmak ve diğerlerinin özgün sizi görmelerine izin vermek için yeteri kadar yürekli misiniz? Kaçmayın, saklanmayın, onları bunaltacağınızdan, onlara fazla geleceğinizden korkmayın çünkü aslında ışıldadığınızda onlara ilham vereceksiniz. Sizi “Gel, gel ve beni izle” diyerek davet eden bu şefkat dolu sevgiyi kabul edin.

Musa “Ben daha yüce ya da daha iyi değilim” dedi. Diğerlerini uyanmaya davet etti. Onları teşvik etti: Gelin, gelin, bunu size hatırlatmak için yapıyorum, siz de yapabilirsiniz. Yukarıda nasılsa dünyada da öyledir. İnsan formunda “olduğunuz özgün siz olun”. Ben göklerin ve yerin, cennetin ve dünyanın tam olmak için bir araya geldiği bu “oluş”um, başkalarının görmesi için ışıldıyorum. İlham verin, uyandırın, uyandırın, gerçekte kim olduğunuzu hatırlayın çünkü Ruhunuz bunu biliyor.

Ruhunuzu duymak, hissetmek, gerçekte olduğunuz şeyi kabul etmek ve ona aşık olmak için Ruhunuzla birlikte nefes alırsanız, bu kapı açılır. Sizin İsis Enerjiniz sadece davet eder: “Gerçekte kimsen o olacak mısın? Kendinin gerçeği, bütünlüğü demek olan tüm olan olmaya cesaret edecek misin? Diğerlerine kim ve ne olduklarını hatırlamaları için ilham kaynağı olmaya gönüllü müsün?”

Artık bu titreşimsel alanda uyanmanın güvenli olduğunu bilin. Uyanmak güvenli. Korkmayın. Korkmayın. Eğer korkuyu hissediyorsanız karnınızın içine doğru daha derinlere gelin. Korku yalandır, yalan. Korkmayın, bu yaşamda zarar görmeyeceksiniz. Gerçekte kim olduğunuza uyanmak şimdi güvenli, çünkü olduğunuz herşeyin yüceliğinde akmanız için sizi davet etmek üzere cennet ve dünya bir araya geliyor.

Şimdi İsis gerçekte olduğunuz şeyi, Tanrısal İnsanı bedenlemeye cesaret etmeniz için sizi teşvik etmeye geliyor. Cesaret edin! Uyanmaya cesaret edin. Uyanmaya cesaret edin. Çiçek açmaya cesaret edin ki ilham almak için, hatırlamak için başkaları sizi görebilsin. “Ah, bu sadece benim!” Uyanın! Bu yüce, en yüce hakikate uyanın. Her seferinde tek bir nefes, her seferinde tek bir nefes. Tıpkı çiçeklerin kendi şahanelikleriyle gösterdikleri gibi: her seferinde tek nefesle çiçeklenirler, her seferinde tek yaprak, her seferinde tek nefes. Bir anda patlamazlar. Bunu nazikçe, yumuşakça yaparlar.

Ve biz de sizi davet ediyoruz: her seferinde tek nefes, her seferinde tek nefes. Evet, evet, evet. Ruhunuzun ihtişamında durduğunuzda, sizi sıkıca saracak ve “Gel, bize açıl, tüm olduğumuz olmak için bize açıl, evrenin “oluş”u, bütün “oluş”ların “oluş”unun akması için. Beni görmeye cesaret et.” diyecektir. Ne daha az, ne daha çok.

Bu küçük zihnin anlayabileceğinden çok daha fazladır. Korkmayın. Korkmayın. Bunu şefkatle yapın. Şefkatle. Evet, her seferinde bir nefes, her seferinde bir nefes. Evet.

Evet, teşekkürler. Bunları sizinle paylaşmamıza izin verdiğiniz için teşekkür ederiz. Teşekkürler.

* * *

Çeviren: Deniz Sertbarut
http://www.compassionatebreath.net sitesinden alıntıdır.

0 comments:

Yorum Gönder