17 Kasım 2012 Cumartesi

UZAYLI ÖĞRETMEN ASHTAR SHERAN’dan - ÖLÜM HAKKINDA

 
Her türlü sınırın ötesine geçen bir barış! Biraz da ölüm konusuna temas etmek istiyorum. Çünki ölüm, Dünya hayatınızın heder olup gitmesine katkıda bulunmaktadır. Aralarında kilise sorumlularının da yer aldığı şefler, görevlerini tamamen ihmal etmişlerdir. Bu konuya daha önce de temas etmiştim. Şimdi tekrar ele alışımın sebebi, konunun büyük bir önem taşıyor olmasıdır.

İnsan hayatından pek çok söz edilmektedir, ama bu hayatın sadece doğum ve ölüm ile sınırlanan tek bir bölümü ele alınmaktadır. Bu iki sınırın öncesi ve sonrası, içine nüfuz edilemeyecek kadar koyu karanlıklar içinde bulunmaktadır. Dünya insanı, tüm muhakemesini hep bu esasa uydurmaktadır. Onun içindir ki tüm deneyimlerinin ve anılarının şu hayatı ile sınırlı olduğunu, ölümünden sonra bunların uygulanabilir olmaktan çıkacağını ve hiçbir anlamları kalmayacağını anlayamamaktadır, HATA, bu noktada yatmaktadır.

Kim olursa olsun ve hangi gezegende yaşamış bulunursa bulunsun, bir insanın hayatı sırasında spiritüel deneyimden yana biriktirdiği şeylerin hiç birisi, ölümle birlikte yok olup gitmemektedir.

Dünya insanı, anılarını ve deneyimlerini bir sonraki nesle iletebileceğini sanmaktadır. Kalıtım yasaları işte bu maksatla formüle edilmiştir. Çocuklara büyük önem verilişinin temelinde yine aynı sebep yatmaktadır. Kitaplar, başarılı işler veya anıtlar vasıtasıyla ölümsüzleşmek arzusu, yine bu sebebe dayanmaktadır. Tarihe geçmek isteyen canilerin fiilleri de yine bu sebepten kaynaklanmaktadır.

Sonraki nesillerin anısında ölümsüzleşmek denilen şey, hiç de ölümsüzleşmek değildir; bu, düpedüz müthiş bir yanılgıdır. ÖTE ÂLEM konusunda bilgi sahibi olmalarına rağmen, firavunlar da bu şekilde düşünmüşlerdir, ama orada yaşamaya nasıl devam edileceğini bilememişlerdir.

İşin daha kötüsü, önemli hakikatlerin yerine yalan yanlış açıklamalar konulmaya kalkışılmıştır, tıpkı tereyağının yerine margarin koymaya kalkışmak gibi. Fenomeni dalavere olarak nitelemek isterken boş inançtan söz edilmiştir.

Ölümün yalan yanlış şekilde yorumlanışının sebebi, ruhun bedenden intişar eden bir ürün diye nitelendirilmeye kalkışılmasıdır. Ruhun etkileyici gücünü, beynin ürettiği sanılmaktadır. Buna göre ölen bir beyin, şüphesiz etkileyici güç üretimini durduracaktır. Zavallı fen bilimciler! Televizyon cihazı çalışmayacak hâle gelirse veya tahrip olup giderse, siz ortada verici merkez diye bir şeyin kalmadığını şüphesiz iddia edemezsiniz. Çünki yayını üreten, alıcı cihazınız değildir; sizin cihazınız, yayını belli bir frekans üzerinden alan bir şeydir. Demek ki, benim düşüncelerim, kendini benim düşünce dalgamın frekansına ayarlayabilecek imkâna sahip bulunan herkes tarafından pekâlâ alınabilecektir.

İnsan öldüğünde, gerçi alıcı cihaz kırılıp gitmektedir, ama şuur ile anılara bir şey olmamaktadır. Şuur, ruhun sahip bulunduğu tüm edintilerle ( müktesebat) birlikte, evrende bütünün sinesinde daha önce nasıl mevcut idiyse, aynı şekilde yine mevcudiyetini sürdürmeye devam etmektedir.

Sovyet felsefesine göre şuur, maddeye bağlı bir şeydir. Bu doğrudur. Ama bu felsefe, bu birleşmenin ( şuur madde birleşmesi) ancak canlı insanda meydana geldiğini fark edememiştir. Ölüm gerçi bu birleşikliği koparıp dağıtmaktadır ama, ezelden beri kozmik bir vetire ( süreç) olarak sürüp gelmiş olan şuurun faaliyetini yürürlükten kaldıramamaktadır. Bilindiği gibi, bir yapay uydunun kapsülü, en küçük parçasına varıncaya kadar tıkır tıkır faaliyet gösterirken, füzenin bir bölümü ise dışarı atılıp devre dışı bırakılmaktadır. Ölüm, işte bu parçanın dışarı atılıp devre dışı bırakılışı mesabesinde bir olaydır.

Tabiatın görkemi, ancak sonucu görebilen ve insanın onun içinde yaşadığına inanan doktorları yanıltmaktadır. Her insan, duyuları ve duyguları vasıtasıyla sağladığı algılarının da, şuurunun da hep bedeninde, yani kafasında yer aldığını sanmaktadır. Bu bir yanılgıdır, çünki bunların hepsi de kozmik plândan kaynaklanmaktadır; bunlar, spiritüel tabiatlı olan ve tamamen maddenin ötelerinde cereyan eden şeylerdir. Madde, ne ruhu meydana getirebilir, ne de ruhsal fonksiyonları ortaya çıkarmayı başarabilir. Çünki ruh, maddenin fevkindedir ve onu kullanandır.

İnsanın ölümü çok basit ve çok sade bir olaydır; ruhun madde ile olan bağlantısı kopmaktadır ve ruh, bedene bağlanmadan önceki hâliyle kalmaktadır. Bunun insan için anlamı şudur; Onun duyumsal algıları ve duyguları da, her türlü şuur faaliyeti de kesintiye uğramayıp faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedirler; ama bu iş, bu kez maddesiz olarak ve özerk bir anlamda cereyan etmektedir.

Spiritüel mekânlardaki hayat, Dünya hayatına kıyasla daha yüksek seviyelidir. Oralarda düşünce de, algılar da daha yoğun bir biçimde faaliyet göstermektedir. Bunlar, insan tahayyül ettiği anda çabucak güçlenivermektedirler.

Gelişmiş bir ruh varlığı, mensubu bulunduğu canlılar topluluğunun ( fauna) imkânlarının ötesine geçen imkânlara sahiptir; yani o, bir kuş gibi uçabilmekte, bir balık gibi yüzebilmekte, bir kurtçuk gibi toprağın içine girebilmekte ve ağır hareket edebildiği gibi, düşünce süratiyle de yer değiştirebilmektedir.

Ölüm, kesin bir son gibi mütalâa edilmektedir. Bu da, insanlarda hoşnutsuzluğa yol açmaktadır; insanların hemen hemen tümü, insan olarak tabiatın adaletsiz muamelesine maruz kaldıklarına inanmaktadırlar. Kendileri hayatın baskısı altında bulunurken ve çeşitli mahrumiyetler içinde kıvranırken, diğer bazılarının şan şöhret, zenginlik ve sağlık içinde hayatın zevkini çıkarmalarını insanlar hazmedememektedirler. Bu farklılıkları hafifletip tahammül edilebilir hâle getirmek üzere, sosyologlar, bir uzlaşma zemini bulma arayışı içine girmektedirler. Bu konuda politika, yerine getirilmesi imkânsız vaatler sıralama yoluna gitmektedir.

Aslında, adaletsizlik diye bir şey mevcut değildir; tek bir hayat yaşamadığına göre insan, bu durumu eşitleme imkânına her zaman sahiptir. Önünde sonsuz sınırsız bir zaman süresi vardır. Zevkü sefa içinde sürdürülen bir hayat, genellikle o hayatı sürdüren bireyin çok gelişmiş birisi olduğunu göstermemektedir. Gelişmiş bir varlık, zengin bir varlığı her hâlükârda gerilerde bırakmaktadır. Bu hususu aydınlatan önemli bir öğretiden mahrum durumda bulunmaktasınız. Dünya üzerinde bu anlamda bir gelişme kaydedilememiş olmasını anlamakta güçlük çekiyoruz. Bunun sebeplerini aydınlığa çıkarmak için çok çaba sarf ettik; şimdi size kısaca bu konudaki gözlemlerimizi sunacağım. Harcanan zamana ve medyomlara sarf ettirilen aşırı efora yazık oluyor, bu duruma çok üzülüyorum.

Dünya çapında bir öğretiyi insanlara sunacak yeteneğe sahip büyük dâhiler, şüphesiz aranızda yaşamışlardır. Daha önce de belirttiğim gibi Marx ve Engels bunlardan sadece ikisidir; bu varlıklar, çok çarpıcı bir mantık ile çok görkemli bir zekâya sahip varlıklardır. Fakat ne var ki, bir dâhi ancak, deneyimleriyle orantılı hükümlere varabilmektedir. Aşkın ( transandantal) konular ise ilham ile bağlantılıdırlar, yani öte âleme ait olup telepati vasıtasını kullanan ve yeryüzündeki insanlar tarafından spiritüel yolla yakalanabilen zekâların işbirliğine ihtiyaç göstermektedirler. İnsanın elinde, ona çalışma imkânını sunacak malzemenin bulunması şarttır. 


Bu malzeme, kitaplardan da sağlanabilmektedir. Deha, bu malzemeyi sanatkârca, akıllıca ve muhtemel kombinezonları önceden görerek kullanmaktan ibaret bir şeydir. Ama ne yazıktır ki, tüm zamanların en büyük dehasına bile pozitif bir şeyler sunabilecek nitelikte bir malzeme ne kitaplarınızda mevcuttur ne de beşerî görgü ve tecrübelerinizde. Aksine, malzeme olarak elinizde sadece birsürü yanılgı, birsürü yanlış yorum, dogma, gelenek, ön yargı ve her türden terslik mevcuttur ve pek tabiî olarak bunlar yine, insanların bilgi, anı ve dehalarından doğmuş şeylerdir. Dünyada işte bu malzemeyle çalışılmakta, bu malzemeyle düşünülmekte, tasarılar bu malzemeyle hazırlanmakta, fanteziler, faraziyeler, mukayeseler ve plânlar yine bu malzemeyle imal edilmektedir.

Sonuç olarak, bu durum insanlığın spiritüel tekâmülüne hiçbir katkıda bulunamamaktadır.

Dünya insanlığının spiritüel manzarası, diğer gezegenlerdeki insanlarda tiksinti uyandırmaktadır. Sizler, anlaşılması zor varlıklarsınız. Size bir şeyler öğretmek için elimizden geleni yapmaktayız, ama sözlerimiz, çölde vaaz veriyormuşcasına, yoklara karışıp gidiyor. Şeytan, Dünyanız’da dilediği gibi at koşturuyorsa, işte bu yüzden koşturuyor.

Dünyanız’da mezarlığa hiç de ihtiyaç yoktur. Bu âdet, kiliselerin bağış sandıklarına ve çilekeşlerin kasalarına hizmet etmekten başka bir işe yaramayan önemsiz ve anlamsız bir şeydir.

Ölüm diye bir şey mevcut değildir. Ölüme bakış açınız bir gelenek hâlini almış durumdadır. Daha önce de belirttiğim gibi, ruhun geride bıraktığı cansız organizmanın hiçbir önemi yoktur; çünki bozuşmaya terk edilmiş et ve kemik yığınından başka bir şey değildir. Bireyleri arasında sevginin egemen bulunduğu toplumlarda mezar gereksiz bir şeydir.

Yeteneklerdeki gelişmişlik açısından, biz sizden çok ileriyiz. Kendimizle spiritüel bakımdan daha verimli bir şekilde uğraşmamız işte bu sayede mümkün olmaktadır. Telepati, çok önemli bir şeydir; uzay seyahatlerimiz sırasında güvenliğimizi telepati yardımıyla sağlamaktayız. Bedeni geçici bir süre için iradî olarak terk ediş olgusu, bizim insanlarımızın hemen hemen yarısının başarabildiği bir iştir. Demateryalizasyon, astronotlarımızın hepsi tarafından başarılması gereken bir şarttır.

8 comments:

Unknown dedi ki...

Lar ashtar kimdir bunun tam cevabını cidden merak ettim yazılanlar oldukça ilgimi çekti ayrıntılı bilgi alabilirsem sevinirim canerozgin@gmail.com şimdiden teşekkürler

ersin obay dedi ki...

Ashtar sheran, Ashtar komutasının başkanıdır,Ashtar komutası evrende ışık koruması yada evrenin koruyucuları olarak bilinir. Evrende bir çok komuta konsey vardır, Bizim galaksideki galaktik federasyon vardır, Şuan burdadırlar yükselişimize yardımcı olmaktadırlar.

Unknown dedi ki...

Bildirilerinizi Nasıl alabilirim?

Yasin dogu dedi ki...

merhaba budajored in sitesine goz atin derim , kolay gelsin

Adsız dedi ki...

Ashtar komutan kim se bana ulaş sin;:

Kont Abigor dedi ki...

Lord Ashtar Sheran'a nasıl ulaşabilirim?

Adsız dedi ki...

O zaten seni bulur

Adsız dedi ki...

Asthar Sheran bana ulaşsın lütfen

Yorum Gönder